Linguistik Koloni

İngilizcenin yüzyıllarca uluslararası bir dil olmasının nedenlerinden biri de kelimelerin diğer yabancı dillerle karışmasından kaynaklanmaktadır. İngilizce aslında Almanca kökenlidir. Fakat yüzyıllar boyunca Fransız, Latin ve Yunan alfabesinden binlerce, diğer dillerden de yaklaşık 100 kelime (Arap, İspanyol, İtalyan, Fars ve Hindu gibi) bu evrensel dilin içine geçmiştir. Günümüzde bile bazı Türkçe kelimelerin İngilizceye geçtiğini izlemekteyiz. Yogurt – kebap gibi kelimeler sıklıkla İngilizcede kullanılmaktadır.

Başka dillerden diğerine yerleşen ve çoğu isim olan kelimeler nadir olarak yerli bir kelimenin yerini alır. Bu gibi kelimeler çok az değişik bir anlam veya kullanımla yeni dil içinde varlıklarını sürdürür. Örneğin Fransızca ”chauffeur” İngilizceye çevrildiğinde bu dildeki ”driver”ın yerini almamış ancak özel bir sürücü türünü ifade etmek için yıllardır kullanılmıştır, halen de kullanılmaktadır. ”May chauffeur will pick you up at the airport” (diğer bir Fransızca kelime) denildiğinde aklımıza gelen üniformalı, seçkin ve pahalı bir arabayı kullanan biri, diğer yandan ”my driver will pick you up at the airport tomorrow” denildiğinde normal giyimli, normal bir arabayı kullanan bir kişi aklımıza gelecektir. Aynı şekilde bir Fransız, Fransa’da bir kafede tavuklu sandviç istediğinde İngilizce bir kelime olan sandwich, kendisinin iki dilim ekmek arasına tavuk konularak servis istediğini söylemesine gerek duymaz çünkü sandwich kelimesinin herkes ne anlama geldiğini çok iyi bilir.

Bazen İngilizcede iki kelime örneğin av anlamına gelen ”hunt” (Anglo-Saxon) ve ”chase” (Norman-French) orjinal olarak aynı anlama gelirken, bugün farklı biçimde kullanılıyor.

”The police hunted for the criminal. When they found him they chased him down the street.” Örneği bu farkı kolayca açıklar.

Diğer bir örnek; ”flat” (Anglo-Saxon) ile ”apartment” (Fransız) hemen hemen aynı anlamda olmalarına rağmen bugün ”apartment” denildiğinde geniş, ”flat” denildiğinde lüks bir daire betimlenir.

”Thief” kelimesinin yaklaşık otuz eş anlamı vardır. Her biri farklı bir hırsız türünü betimler. Pick pockets, burglar, pilleger vs. sıkça kullanılan sinonimlerdir.

Bugün bir İngilize ”garage” kelimesinin aslında Fransız kökenli bir kelime olduğu kendisine söylendiğinde şaşırabilir. Sonuçta her ülkenin dilinde olduğu sanılan yüzlerce kelime yabancı kökenli olup zamanla dil içine yerleşmiştir. Bu tür kelimelerin kullanımını yasaklanması o ülkenin dilinin gelişimini engellemkten başka bir işe yaramaz.

İngilizce kelimelerin ana dillerine karışmasına karşı çıkan ve kullanımının yasaklanmasını isteyen otoriteler örneğin; ”computer” kelimesinin İngilizce olduğunu düşünmektedirler. Oysa bu kelime Latin kökenlidir ve ”computare” den gelmekte ve hesaplamak anlamını taşımaktadır.

Ana dillerinin etrafına bariyerler koymakla insanlar anadillerini koruyabileceklerini düşünürler. Fakat tam aksine bu düşünce o dilin ölmesine neden olur. Bir dilin yaşaması onu kullanan insanların istemesine bağlıdır öyle değil mi?. Galler bölgesinde insanlar İngilizce konuşur, ana dilleri ise İngilizcenin yanında yaşamaya devam etmiştir.

İngilizcenin kendisi de bir örnek olarak gösterilebilir. 1066’larda İngiliz aristokratları Fransızca konuşurken, din adamları Latinceyi kullanmaktaydı. Halkın tümü İngilizce bilmesine rağmen iyi eğitim gören sınıf Latince ve Fransızca yazmaktaydılar. Bununla birlikte İngilizce her zaman ayakta kalan dil olmuştur.

İngilizce hiçbir zaman diğer diller üzerinde dominant olmaya eğilim göstermemiştir. Gerçekte İngiliz Krallığı ve Amerika etkisiyle uluslararası bir dil olarak görülmüştür. Bugün dünyadaki çoğu insan İngilizce öğrenmektedir. Çünkü bu dilin uluslararası iletişimi sağladığını tüm dünya bilmektedir. Özetle İngilizce dünya dilidir.